Haberler

image

Tüm Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Merkez Birliği ve 2026 Yılında Beklentiler.

Tüm Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Başkanı M. Hanifi OĞUS ile Röportaj.

Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Merkez Birliği: Taşımacılıkta Dayanışma ve Gelecek

Soru 1: Motorlu taşıyıcılar kooperatifleri Türkiye'de hangi ihtiyaca karşılık ortaya çıktı?

Motorlu taşıyıcılar kooperatifleri, bireysel olarak faaliyet gösteren şoför ve araç sahiplerinin pazarlık gücünü artırmak, iş sürekliliğini sağlamak ve haksız rekabeti önlemek amacıyla kuruldu. Özellikle küçük ölçekli taşımacıların büyük firmalar karşısında ayakta kalabilmesi için kooperatifler önemli bir dayanışma modeli sundu.

Soru 2: Bugün motorlu taşıyıcılar kooperatiflerinin karşılaştığı temel sorunlar nelerdir?

En önemli sorunlar arasında artan akaryakıt fiyatları, bakım ve yedek parça maliyetleri, sigorta ve vergi yükleri yer alıyor. Bunun yanı sıra dijital platformlar ve büyük lojistik firmaları karşısında kooperatiflerin rekabet gücü zayıflıyor. Mevzuatın güncel ihtiyaçlara cevap verememesi ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar da önemli engeller arasında.

S.s. Tüm Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Merkez Birliği olarak yaşadığımız en temel sorun, dikey örgütlenmedeki yapısal problemlerdir. Mevcut sistemde gönüllülüğe ve gönül birliğine dayalı bir modelle ilerlemeye çalışıyoruz; ancak bu durum koordinasyon ve bağlılık açısından sıkıntılara yol açmaktadır.

İdeal olarak, Taşıyıcılar Kooperatiflerinin Bölge Birliklerine, Bölge Birliklerinin de Merkez Birliğine bağlı olacağı şeffaf ve düzenli bir dikey örgütlenme modelinin yasal çerçevede tanımlanması gerekmektedir. Bu konuda ilgili mevzuatın acilen düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Ayrıca, kooperatiflerin kurumlar vergisinden muafiyeti geçmişte dikey örgütlenmeyi teşvik eden bir unsur iken, bu muafiyetin kaldırılması bünyemizdeki kooperatifler üzerinde ciddi mali bir yük oluşturmuş ve birlik yapımızı zora sokmuştur.

Vergi düzenlemesi ile birlikte örgütlenme modelinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması, bağlılığı ve işleyişi güçlendirecektir.

Türkiye'de 26 farklı iş kolunda faaliyet gösteren kooperatifler arasından, yalnızca taşıma ve tüketim

kooperatiflerinin 2006 yılında kurumlar vergisi muafiyetinden çıkarılması, hem bu kooperatiflerin dikey örgütlenme yapısına ağır bir darbe indirmiş, hem de mevcut 26 iş kolundan sadece iki türün seçilerek muafiyet dışına itilmesi, kooperatifçilik ruhu ve dayanışma ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Sonuç olarak, hem dikey örgütlenme hem de vergisel konularda yapılacak yasal düzenlemeler, örgütlü yapımızın daha etkin, sürdürülebilir ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlayacaktır.

Soru 3: Kooperatif yapısı taşıyıcılara ne gibi avantajlar sağlıyor?

Kooperatifler, ortak alımlar sayesinde maliyetleri düşürebiliyor; iş paylaşımı ile gelir istikrarı sağlayabiliyor. Ayrıca hukuki destek, eğitim, sigorta ve bakım hizmetlerinde ortak çözümler üretilebiliyor. En önemlisi ise taşıyıcıların tek tek değil, kolektif bir yapı içinde söz sahibi olmasıdır.

Soru 4: Mevcut yasal düzenlemeler motorlu taşıyıcılar kooperatiflerini yeterince destekliyor mu?

Hayır, mevcut mevzuat büyük ölçüde geleneksel taşımacılık anlayışına dayanıyor. Kooperatiflerin dijitalleşmesi, filo yönetimi, platform ekonomisiyle entegrasyonu gibi konular yeterince düzenlenmiş değil. Ayrıca vergi ve teşvik politikaları, kooperatifleri çoğu zaman bireysel işletmelerle aynı kategoride değerlendiriyor.

Soru 5:Büyük lojistik şirketleri ve dijital taşımacılık platformları kooperatifleri nasıl etkiliyor?

Bu yapılar, fiyat belirleme gücünü tekelleştirerek küçük taşıyıcıları düşük ücretlerle çalışmaya zorluyor. Kooperatifler ise bu baskıya karşı ortak fiyat politikaları ve kolektif sözleşmelerle denge unsuru olabilir. Ancak bunun için hem yasal koruma hem de kurumsal kapasite gerekiyor.

Soru 6: Motorlu taşıyıcılar kooperatifleri taşımacılıkta kayıt dişiliğin önlenmesine katkı sağlar mı?

Kesinlikle. Kooperatifler aracılığıyla yapılan taşımacılık, belge düzeni, faturalama ve sigorta süreçlerini daha sistematik hale getirir. Bu hem kamu gelirlerini artırır hem de taşıyıcıların sosyal güvenceye erişimini güçlendirir.

Soru 7: Yerel yönetimler ve kamu kurumlan bu kooperatifleri nasıl destekleyebilir?

Belediyeler ve kamu kurumlan, servis taşımacılığı, atık toplama, kırsal lojistik gibi alanlarda kooperatiflere öncelik tanıyabilir. Ayrıca uygun park alanları, bakım tesisleri, eğitim programları ve düşük maliyetli yakıt anlaşmaları gibi destekler de büyük katkı sağlar.

Soru 8: Çevresel sürdürülebilirlik açısından motorlu taşıyıcılar kooperatiflerinin rolü nedir?

Kooperatifler, filo yenileme, ortak bakım ve yakıt tasarrufu eğitimleriyle emisyonları azaltabilir.Elektrikli ve düşük emisyonlu araçlara geçişte kooperatif modeli, bireysel taşımacılara kıyasla çok daha uygulanabilir ve maliyet etkin çözümler sunar.

Soru 9: Uluslararası örnekler Türkiye için ne söylüyor?

Avrupa'da ve Latin Amerika'da motorlu taşıyıcı kooperatifleri, büyük lojistik zincirlerinin önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Bu kooperatifler, kamu ihalelerine erişim, dijital altyapı ve yeşil dönüşüm konularında güçlü destekler alıyor.Türkiye'de de benzer modeller uygulanabilir.

Soru 10: 2026 yılı için motorlu taşıyıcılar kooperatiflerine dair beklentileriniz nelerdir?

2026'da sektörde üç temel beklenti öne çıkıyor:Mevzuatın güncellenmesi ve kooperatiflerin platform ekonomisi karşısında korunması, Maliyetleri düşürecek destek mekanizmaları (yakıt, sigorta, finansman), Dijitalleşme ve yeşil dönüşüm süreçlerine kooperatiflerin aktif katılımı. Eğer bu alanlarda adımlar atılırsa, motorlu taşıyıcılar

kooperatifleri taşımacılık sektöründe hem ekonomik hem de sosyal açıdan çok daha güçlü bir aktör haline gelebilir.

Soru 11: Son olarak, motorlu taşıyıcılar kooperatifleri neden stratejik öneme sahip?

Çünkü bu kooperatifler, binlerce küçük ölçekli taşımacının geçim kaynağını korurken aynı zamanda adil rekabeti, kayıtlı ekonomiyi ve sürdürülebilir taşımacılığı destekler. Motorlu taşıyıcılar kooperatifleri; ekonomik krizler, pandemiler, afetler ve savaş riskleriyle şekillenen dünyada dayanıklı, adil ve demokratik bir ekonomik model sunar. Kooperatifler yalnızca taşımacılık hizmeti üretmez; toplumsal istikrarı, yerel kalkınmayı ve ekonomik üvenliği destekler. Bu nedenle kooperatiflerin güçlendirilmesi bir sektör tercihi değil, stratejik bir kamu politikası meselesidir.