1) 2025 yılı, Birleşmiş Milletler tarafından “Uluslararası Kooperatifler Yılı” ilan edildi. Bu çerçevede 2025’i KÖYKOOP ve Türkiye’de kooperatifçilik açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
2025 yılı, kooperatifçiliğin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal adalet, dayanışma ve sürdürülebilirlik ekseninde ne kadar stratejik bir model olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Uluslararası Kooperatifler Yılı kapsamında, Türkiye’de kooperatiflerin görünürlüğü artmış; kamu, özel sektör ve sivil toplum arasında daha güçlü bir diyalog zemini oluşmuştur. KÖYKOOP olarak bizler, köy kalkınma kooperatiflerinin üretimden pazarlamaya uzanan zincirdeki rolünü anlatan çok sayıda eğitim, çalıştay ve farkındalık faaliyeti yürüttük. Bu yıl, kooperatiflerin kırsal kalkınmanın omurgası olduğu daha geniş kesimlerce kabul görmüştür.
2) Pandemi sonrası toparlanma süreci 2025 yılında Kooperatifler nasıl bir seyir izledi? Çiftçiler ve kooperatifler bu süreci nasıl deneyimledi?
Pandemi, tarım ve gıda sektörünün stratejik önemini net biçimde ortaya koydu. 2025 yılı ise toparlanmanın kurumsallaştığı bir yıl oldu. Kooperatiflerimiz, pandemi döneminde edindikleri dijital pazarlama, doğrudan tüketiciye erişim ve yerel tedarik zinciri deneyimlerini kalıcı hale getirdi. Ancak artan girdi maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve iş gücü sorunları çiftçilerimizi zorlamaya devam etti. KÖYKOOP olarak bu dönemde ortak alım modelleri, eğitim programları ve mesleki yeterlilik belgeleriyle üyelerimizin rekabet gücünü artırmaya odaklandık.
3) 2025 yılında yaşanan doğal afetler, küresel ısınma ve kuraklık tarımsal üretimi nasıl etkiledi?
Küresel ısınmanın etkileri artık teorik bir tartışma olmaktan çıkmış, sahada doğrudan hissedilir hale gelmiştir. 2025 yılında yaşanan kuraklık, don, sel ve aşırı hava olayları; özellikle küçük ölçekli çiftçilerin gelirlerini ciddi biçimde etkilemiştir. Su kaynaklarının azalması, verim kayıpları ve üretim desenlerinin değişmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. KÖYKOOP olarak iklim dostu tarım uygulamaları, su verimliliği, yerel tohumların korunması ve hayvancılıkta sürdürülebilir yem politikaları üzerine çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Kooperatif modeli, risklerin paylaşılması açısından bu dönemde hayati bir işlev görmüştür.
4) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile yürütülen çalışmalar 2025 yılında nasıl ilerledi?
Bakanlığımızla olan iş birliğimiz, 2025 yılında daha yapısal bir çerçeveye kavuşmuştur. Eğitim, yayım, kooperatiflerin kurumsal kapasitesinin artırılması ve gençlerin kooperatifçiliğe kazandırılması öncelikli alanlar oldu. Mesleki yeterlilik belgeleri ve sertifikalı eğitimler sayesinde çiftçilerimizin bilgiye erişimi güçlendi. Ayrıca kırsalda kadın emeğinin kooperatifler aracılığıyla görünür kılınması konusunda önemli adımlar atıldı.
5) KÖYKOOP Marketler 2025 yılında nasıl bir performans gösterdi? Bu modelin önemi nedir?
KÖYKOOP Marketler, üretici ile tüketici arasındaki mesafeyi kısaltan, adil fiyat ilkesini esas alan örnek bir modeldir. 2025 yılında bu marketler, güvenilir gıda arayışının arttığı bir dönemde önemli bir boşluğu doldurdu. Kooperatif ürünlerinin aracısız olarak tüketiciye ulaşması, çiftçimizin emeğinin karşılığını almasını sağladı. Aynı zamanda yerel üretimin desteklenmesi ve gıda güvenliğinin güçlendirilmesi açısından KÖYKOOP Marketler stratejik bir rol üstlenmiştir. Önümüzdeki dönemde bu ağın yaygınlaştırılmasını hedefliyoruz.
6) Gençler ve kadınlar açısından 2025 yılı kooperatifçilikte nasıl geçti?
Kırsalda genç nüfusun tutulması ve kadınların ekonomik hayata katılımı, kooperatifçiliğin en temel misyonlarından biridir. 2025 yılında genç girişimcilere yönelik eğitimler, dijital tarım uygulamaları ve e-ticaret odaklı projeler öne çıktı. Kadınların kooperatiflerdeki katılım ve liderliklerinin artması kooperatifler için olumlu gelişmeler sağladı, üretim kapasitesi ve pazara erişimi arttı. Kooperatiflere ve ürünlerine ilgi arttı. Bu gelişmeler, köylerin yalnızca üretim alanı değil, aynı zamanda yaşam alanı olarak da güçlenmesine katkı sundu.
7) 2026 yılı için KÖYKOOP’un öncelikleri ve beklentileri nelerdir?
2026 yılına girerken önceliğimiz, kooperatiflerimizin finansal dayanıklılığını artırmak ve iklim krizine uyumlu üretim modellerini yaygınlaştırmaktır. Dijitalleşme, izlenebilirlik ve markalaşma alanlarında önemli adımlar atmayı planlıyoruz. KÖYKOOP Marketlerin sayısını artırmak, ihracata yönelik kooperatif birliklerini güçlendirmek ve gençleri kooperatif yönetimlerine daha fazla dahil etmek temel hedeflerimiz arasındadır.
8) Uluslararası ilişkiler boyutu, KÖYKOOP’un vizyonuna nasıl katkı sunmaktadır? Bu alandaki görüş ve önerileriniz nelerdir?
ICA üyesi olarak TMKB'nin Türk kooperatifçilik hareketini küresel ölçekte temsil etmesi açısından son derece kıymetlidir. Kooperatifler arası işbirliği sayesinde dünyadaki iyi uygulamalar, iklim kriziyle mücadele eden kooperatif modelleri, dijitalleşme ve gençlerin kooperatifçiliğe katılımına yönelik yenilikçi yaklaşımlar yakından takip edilmektedir. KÖYKOOP olarak kooperatiflerin uluslararası ağ içindeki temsil gücünü, kırsal kalkınma kooperatiflerinin sesi haline getirmeyi önemsiyoruz.
Dünyadaki kooperatiflerle işbirliğini, bilgi ve deneyim paylaşımını önemsiyoruz. Ortak projeler, üretici değişim programları ve uluslararası eğitim faaliyetleri; hem çiftçilerimizin ufkunu genişletecek hem de kooperatif ürünlerinin uluslararası pazarlara açılmasını kolaylaştıracaktır. Kooperatifler arası işbirliği ulusal ve uluslararası alanda kooperatifçiliğin barış, dayanışma ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu biçimde gelişmesine önemli katkılar sunmaktadır.
9) Son olarak kamuoyuna ve çiftçilere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Kooperatifçilik, dayanışmanın kurumsallaşmış halidir. Bugün karşı karşıya olduğumuz iklim krizi, gıda güvencesi ve kırsal yoksulluk gibi sorunların çözümünde kooperatifler vazgeçilmezdir. Çiftçilerimize çağrımız; birlikte üretmeye, birlikte yönetmeye ve birlikte kazanmaya devam etmeleridir. 2026 yılı, kooperatiflerimizin daha güçlü, daha görünür ve daha etkili olduğu bir yıl olacaktır. Şunu çok net söylemek isterim: Kooperatifçilik geçmişin değil, geleceğin modelidir.
Gıda krizi, iklim krizi ve gelir adaletsizliğiyle mücadelede en güçlü araç; üreticinin örgütlü gücüdür. KÖY-KOOP olarak biz, köyün, üreticinin ve emeğin yanında durmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki köy ve tarımsal üretim ayakta kalırsa Türkiye ayakta kalır.