Haberler

image

ŞİDDET KÜLTÜRÜNE KARŞI KOOPERATİF MODELİ

Kooperatifçilik: Ekonomik Gücün Yanında Sosyal Barışın ve Dayanışmanın Gücü

Kooperatifçilik, yalnızca ekonomik faaliyet yürüten bir işletme modeli değil; aynı zamanda toplumsal dayanışmayı, sosyal adaleti ve ortak yaşam kültürünü güçlendiren önemli bir medeniyet anlayışıdır. Günümüzde dünyada artan gelir eşitsizlikleri, yoksulluk, işsizlik, göç hareketleri, toplumsal kutuplaşma ve şiddet olayları, insanlığın sadece ekonomik büyümeye değil; insan merkezli, paylaşımcı ve dayanışmacı bir kalkınma modeline ihtiyaç duyduğunu açıkça göstermektedir. Kooperatifçilik tam da bu noktada ekonomik gücü sosyal fayda ile birleştiren en önemli yapılardan biri olarak öne çıkmaktadır.

2007 yılında Singapur’da gerçekleştirilen Uluslararası Kooperatifler Birliği Genel Kurulu’nda kabul edilen “Şiddet Kültürünün Çözümü: Kooperatifçilik” yaklaşımı, Türkiyekoop’un Genel Başkanı Muammer Niksarlı’nın katıldığı Genel Kurulda dünya kooperatifçilik hareketine sunduğu önemli düşünsel katkılardan biri olmuştur. Bu yaklaşım, kooperatiflerin yalnızca üretim yapan ekonomik kuruluşlar olmadığını; aynı zamanda toplumsal huzuru, kardeşliği ve barışı güçlendiren sosyal yapılar olduğunu ortaya koymuştur.

Bu yıl dünya kooperatifçilik hareketinin ana temasının “barış” olarak belirlenmesi de, kooperatiflerin yalnızca ekonomik kalkınma açısından değil; toplumsal huzur, sosyal adalet ve insanlık değerlerinin korunması açısından da ne kadar önemli bir misyona sahip olduğunu ortaya koyan çok önemli ve tarihi bir adım olmuştur. Bu yaklaşım, dayanışma kültürünü güçlendiren kooperatiflerin; savaşların, şiddetin, ayrışmanın ve toplumsal kutuplaşmanın arttığı bir dünyada barışın, kardeşliğin ve ortak yaşam kültürünün güçlenmesine katkı sağlayan en önemli toplumsal modellerden biri olduğunu bir kez daha göstermiştir. Aynı zamanda bu tema, Türkiyekoop’un yıllar önce ortaya koyduğu “Şiddet Kültürünün Çözümü: Kooperatifçilik” vizyonunun uluslararası düzeyde ne kadar anlamlı ve ileri görüşlü bir yaklaşım olduğunu da ortaya koymaktadır.

Kooperatiflerin ekonomik gücü, insanların bireysel olarak ulaşamayacağı imkanlara ortaklık yoluyla ulaşmasını sağlamasından kaynaklanmaktadır. Küçük üreticiler, çiftçiler, işçiler, esnaflar ve dar gelirli kesimler kooperatifler aracılığıyla sermayelerini birleştirerek daha güçlü hale gelmektedir. Üretim maliyetlerinin düşürülmesi, pazarlama imkanlarının geliştirilmesi, finansmana erişimin kolaylaşması ve gelir güvencesinin artırılması gibi birçok ekonomik fayda kooperatiflerin temel gücünü oluşturmaktadır. Özellikle tarım, orman, kredi, yapı, taşıma, tüketim ve dezavantajlı gruplara yönelik kooperatifler, milyonlarca insanın ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katılımını sağlamaktadır.

Ancak kooperatifçiliği diğer ekonomik modellerden ayıran en önemli özellik, yalnızca kar odaklı değil insan odaklı sosyal bir anlayışa sahip olmasıdır. Kooperatiflerde amaç sadece kazanç elde etmek değil; ortakların yaşam kalitesini yükseltmek, sosyal dayanışmayı geliştirmek ve toplumsal fayda üretmektir. Bu nedenle kooperatiflerin sosyal gücü, ekonomik gücü kadar hatta birçok açıdan daha da önemlidir.

Kooperatifler insanların birbirine güvenmesini, birlikte karar almasını ve ortak hareket etmesini öğretir. “Bir üye bir oy” ilkesi sayesinde herkes eşit söz hakkına sahiptir. Bu yapı demokratik katılım kültürünü güçlendirirken, bireylerin kendilerini toplumun aktif bir parçası olarak hissetmesini sağlar. İnsanların yalnızlaşmasını önleyen bu ortaklık kültürü, toplumsal ve bireysel bağları kuvvetlendirmekte; sosyal dayanışmayı ve toplumsal huzuru desteklemektedir.

Kooperatifler aynı zamanda eğitim ve bilinçlenme merkezleridir. Kooperatif ortakları yalnızca ekonomik faaliyet yürütmez; birlikte üretmeyi, birlikte yönetmeyi, paylaşmayı ve dayanışmayı öğrenirler. Bu yönüyle kooperatifler demokratik toplum kültürünün gelişmesine katkı sağlayan önemli sosyal kurumlardır. Özellikle kadınların, gençlerin ve kırsal kesimde yaşayan insanların ekonomik ve sosyal hayata katılımında kooperatifler çok önemli roller üstlenmektedir.

Toplumsal çatışmaların temelinde çoğu zaman dışlanma, eşitsizlik ve umutsuzluk bulunmaktadır. Kooperatifçilik ise insanların ortak hedefler etrafında birleşmesini sağlayarak sosyal gerilimleri azaltmaktadır. Dayanışma kültürünün güçlendiği toplumlarda şiddet, kutuplaşma ve sosyal ayrışma daha az görülmektedir. Bu nedenle kooperatifçilik yalnızca ekonomik kalkınmanın değil, toplumsal barışın da önemli araçlarından biridir.

Uluslararası düzeyde değerlendirildiğinde ise kooperatifçilik; ülkeler ve halklar arasında dayanışmayı, ortak kalkınmayı, insanları ötekileştirmeyen bir anlayışı ve barışı destekleyen küresel bir hareket niteliği taşımaktadır. Dünyanın farklı ülkelerinde faaliyet gösteren kooperatifler; insan haklarını, sosyal adaleti, çevresel sürdürülebilirliği ve eşitliği savunan ortak değerler etrafında birleşmektedir. Bu yönüyle kooperatifçilik, rekabet yerine iş birliğini esas alan küresel bir barış ve dayanışma kültürü oluşturmaktadır.

Türkiyekoop’un teklifi ile 2007 yılında Singapur ICA Genel Kurulu’nda kabul edilen yaklaşımın en önemli mesajı da budur: Şiddetin panzehiri dayanışmadır. Dayanışmanın en örgütlü ve sürdürülebilir modeli ise kooperatifçiliktir. Çünkü kooperatifler insanları ayrıştıran değil birleştiren, yalnızlaştıran değil ortaklaştıran yapılardır.

Bu anlayış aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” vizyonuyla da örtüşmektedir. Kalıcı barışın sağlanabilmesi için ekonomik adaletin, sosyal dayanışmanın ve ortak kalkınmanın güçlenmesi gerekmektedir. Kooperatifçilik, insanı merkeze alan yapısıyla bu hedefe hizmet eden en güçlü modellerden biridir.

Kooperatif kültürü içinde büyüyen çocuklar ise paylaşmayı, yardımlaşmayı, saygıyı ve birlikte yaşamayı küçük yaşlardan itibaren öğrenmektedir. Sosyal ve ekonomik adaletin hakim olduğu, dayanışma kültürünün güçlü olduğu aile ve toplum yapılarında yetişen çocuklar; büyüklerinden gördükleri örnek davranışlar sayesinde arkadaşlarıyla sağlıklı ilişkiler kurabilen, okulunda ve yaşadığı çevrede topluma saygılı bireyler olarak yetişmektedir. Bu çocuklar yalnızca kendi haklarını değil; arkadaşlarını, doğayı, çevreyi ve toplumsal değerleri de koruma bilinciyle hareket etmektedir.

Ailedeki ve toplumdaki barış ve dayanışmanın çocukların iyi bir insan olarak hayata atılmasına destek olacağı unutulmamalıdır. Çünkü sevgi, paylaşım ve dayanışma kültürüyle yetişen nesiller; şiddetten uzak, empati kurabilen, toplumsal sorumluluk taşıyan bireyler olmaktadır. Kooperatifçilik de tam olarak bu kültürü besleyen ve güçlendiren sosyal bir okul niteliği taşımaktadır.

Bugün dünyanın ihtiyacı daha fazla rekabet değil; daha fazla paylaşım, daha fazla dayanışma, daha fazla ortak akıl ve daha fazla barıştır. Kooperatifçilik yalnızca ekonomik kalkınmayı değil; insan onurunu, toplumsal huzuru ve birlikte yaşama kültürünü de koruyan güçlü bir sistemdir. Türkiyekoop’un ICA Genel Kurulu’nda ortaya koyduğu vizyon, bu nedenle yalnızca kooperatifçilik açısından değil; insanlığın ortak geleceği açısından da büyük önem taşımaktadır.

Özetle; yurtta barışın ve dünyada barışın güçlenmesi için kooperatiflere güvenmek gerekir. Çünkü kooperatifçilik, ekonomik kalkınmanın yanında insanı merkeze alan, dayanışmayı büyüten, sosyal adaleti güçlendiren ve şiddet kültürüne karşı toplumsal barışı savunan güçlü bir yaşam modelidir.