CICOPA, Uluslararası Kooperatifler Birliği'nin (ICA) sanayi, hizmet ve zanaat kooperatiflerini temsil eden sektörel örgütüdür. Dünya genelinde milyonlarca çalışanı temsil eden işçi, üretim, sosyal hizmet ve platform kooperatiflerini bir araya getirmektedir. ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) ise 1919 yılında kurulan ve günümüzde Birleşmiş Milletler sisteminin çalışma hayatından sorumlu uzman kuruluşu olan uluslararası bir örgüttür. Hükümetler, işverenler ve çalışanların birlikte temsil edildiği üçlü yapısıyla çalışma yaşamına ilişkin uluslararası standartları belirlemektedir. ICA çatısı altındaki dünya kooperatif hareketi ile ILO ve BM kuruluşları ile ilişkileri yeni değildir. ILO'nun 2002 yılında kabul ettiği 193 Sayılı "Kooperatiflerin Teşviki Tavsiye Kararı", kooperatifleri sürdürülebilir kalkınmanın ve insana yakışır işin önemli araçlarından biri olarak tanımlamaktadır.
Dünyadaki son yıllardaki ekonomik ve sosyal gelişmeler, ortaya çıkan sorunlar nedeniyle Dijital Ekonomi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Koperatifler Yeni Bir Dönemin Anahtarı olmaya başlanmıştır. Dijital Ekonomide Adalet ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İçin Kooperatifler önemli roller üstlenmeye başlamıştır. 2012 ve 2025 yıllarının Birleşmiş Milletler tarafından "Uluslararası Kooperatifler Yılı" ilan edilmesinin ardından, kooperatiflerin sürdürülebilir kalkınma, sosyal adalet ve ekonomik demokrasiye katkıları küresel ölçekte daha görünür hale gelmiştir. CICOPA ve ILO bu konularda önemli çalışmalar yapmaktadırlar. Bu çerçevede, ICA ve onun sanayi ve hizmet kooperatiflerini temsil eden sektörel örgütü CICOPA, 114. Uluslararası Çalışma Konferansı (ILC) kapsamında yayımladıkları ortak bildiride, çalışma hayatının geleceğini şekillendirecek iki kritik konuya dikkat çekmektedir. Platform ekonomisinde insana yakışır iş ve toplumsal cinsiyet eşitliğine dikkatleri çekmişlerdir. Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen 114. Uluslararası Çalışma Konferansı (ILC), çalışma hayatının geleceğini şekillendirecek iki temel konuyu gündemine almıştır: platform ekonomisinde çalışanların korunması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlendirilmesi. Bu süreçte, Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) ve Endüstriyel ve Hizmet Kooperatifleri Uluslararası Örgütü (CICOPA), kooperatif modelinin her iki alanda da etkili ve sürdürülebilir çözümler sunduğunu vurgulamıştır.
Son on yılda dijital ekonomi platformları, ulaşım, teslimat, serbest çalışma ve çeşitli hizmet sektörlerinde hızlı bir dönüşüm yaratmıştır. Bugün milyonlarca insan gelirini dijital platformlar üzerinden sağlamaya başlamıştır. Ancak bu dönüşüm beraberinde ciddi sorunları da getirmiştir. Dünya genelinde birçok platform çalışanı Sosyal güvenlikten yoksun çalışmaktadır. Birçok çalılan işçi yerine bağımsız çalışan olarak gösterilmekte, Algoritmalar tarafından yönetilmekte, Gelir ve çalışma koşulları konusunda yeterli şeffaflığa sahip olamamaktadır. Özellikle Avrupa Birliği, Amerika kıtasındaki Brezilya, Arjantin, Kanada, ABD ve bazı ülkelerde platform çalışanlarının sorunlarını çözmek için hukuki statüsü konusunda tartışmalar yapılmakta ve çözüm yolları aranmaktadır. Bu sorunlar karşısında Avrupa Birliği'nin son yıllarda kabul ettiği Platform Çalışması Direktifi, çalışanların yanlış sınıflandırılmasına karşı önemli adımlar içermektedir. Tabii Türkiye'de de benzer sorunlar görülmektedir. Kurye, ulaşım ve dijital hizmet sektörlerinde çalışan binlerce kişi sosyal güvence, çalışma süreleri ve gelir istikrarı konusunda birçok sorun yaşamaktadır. Ülkemizde bu alanda çalışan çok kişi dikkate alamasada dünyada olduğu gibi dijital ekonominin büyümesiyle birlikte bu sorunların dahada artmakta ve görünür hale gelmektedir.
Bu noktada platform kooperatifleri dikkat çekici bir çözüm olarak öne çıkmaktadır. Platform Kooperatifleri insan merkezli bir alternatif sunmaktadır.Bu kooperatifler dijital uygulamalar ve teknolojik altyapı çalışanların veya kullanıcıların ortak mülkiyetindedir. Kararlar demokratik biçimde alınmaktadır. Gelir daha adil paylaşılmakta ve dijital veri sahipliği ortaklarda kalmakta, Algoritmalar şeffaf hale gelmekte ve çalışma koşulları ortaklar tarafından belirlenebilir. Dünyada ABD, İspanya, İtalya, Fransa, Arjantin ve Hindistan başta olmak üzere birçok ülkede platform kooperatifleri başarılı örnekler oluşturmaktadır. Teslimat hizmetlerinden bakım hizmetlerine, serbest çalışma platformlarından ulaşım uygulamalarına kadar çok sayıda sektörde kooperatif temelli dijital girişimler gelişmektedir. Türkiye'de henüz platform kooperatifçiliği başlangıç aşamasında olsa da kooperatifçilik açısından avantajlara sahiptir. Özellikle genç girişimciler, esnaf kooperatifleri ve çalışan kooperatifleri aracılığıyla dijital platformların kooperatif modeliyle geliştirilmesi mümkündür.
114. Uluslararası Çalışma Konferansı'nın ikinci önemli gündem maddesi toplumsal cinsiyet eşitliği olmuştur. Günümüzde ülkemizde ve dünya genelinde kadınlar kayıt dışı istihdamda daha fazla yer almakta, daha düşük ücret almakta, yönetim pozisyonlarında yeterince temsil edilmemekte, girişimcilik ve finansmana erişimde çeşitli engellerle karşılaşmaktadır.
Kadınların işgücüne katılım oranı son yıllarda artış göstermesine rağmen OECD ve Avrupa Birliği ortalamalarının altında seyretmektedir. Özellikle kırsal bölgelerde kadın emeği çoğu zaman görünmez kalmaktadır. Kooperatifler bu noktada önemli fırsatlar sunmaktadır. Kadın kooperatifleri, üretim kooperatifleri ve sosyal kooperatifler sayesinde kadınlar ekonomik faaliyetlere katılmakta, gelir elde etmekte ve karar alma mekanizmalarında söz sahibi olmaktadır. Türkiye'de son yıllarda sayıları hızla artan kadın liderliğindeki kooperatifler tarım, gıda işleme, el sanatları, turizm ve sosyal hizmetler alanlarında önemli başarılar göstermiştir. Bu yapılar sadece ekonomik kalkınmaya değil, aynı zamanda sosyal güçlenmeye de katkı sağlamaktadır.
ILO'nun 205 Sayılı "Barış ve Direnç İçin İstihdam ve İnsana Yakışır İş Tavsiyesi" de kooperatiflerin önemini vurgulamaktadır. Özellikle ekonomik krizler, doğal afetler, çatışmalar ve iklim değişikliği karşısında kooperatifler toplumsal dayanıklılığı artıran kurumlar olarak görülmektedir. Türkiye açısından değerlendirildiğinde, deprem bölgelerinde kurulan üretim ve dayanışma kooperatifleri, kırsal kalkınma kooperatifleri ve orman kooperatifleri bu yaklaşımın somut örneklerini oluşturmaktadır. Kooperatifler yerel ekonomilerin yeniden canlandırılmasında ve istihdam yaratılmasında kritik roller üstlenmektedir.
Sonuç olarak dijitalleşme, yapay zekâ ve platform ekonomisi çalışma hayatını köklü biçimde dönüştürmektedir. Aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliği, sosyal koruma ve gelir dağılımı konuları küresel gündemin merkezinde yer almaktadır. Kooperatif modeli, ekonomik verimlilik ile sosyal adaleti bir araya getirebilen ender işletme modellerinden biridir. Platform ekonomisinde çalışanların haklarının korunması, kadınların ve dezavantajlı grupların ekonomik güçlenmesi ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesi açısından kooperatifler stratejik bir araç olarak görülmelidir. 114. Uluslararası Çalışma Konferansı'nın ortaya koyduğu mesaj açıktır: Geleceğin ekonomisi yalnızca dijital değil, aynı zamanda demokratik, kapsayıcı ve insan odaklı olmalıdır. Bu hedefe ulaşmada kooperatifler, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de de önemli ve anahtar roller üstlenecektir.
Kaynak: ICA- CICOPA